Okuduğum En İyi Borsa Kitapları

Yakın zamanda bir arkadaşım borsa ile ilgili hangi kitapları tavsiye edebileceğimi sordu. Dün bir kez daha aynı soruyla karşılaşınca bende şimdiye kadar okuduğum borsa kitaplarını paylaşmanın iyi bir fikir olacağını düşündüm. Bu yazıda 6 adet kitaptan bahsedeceğim. Bunlar sıkıcı ders kitabı niteliğinde kitaplar değil. Daha çok bu işin felsefesini almaya yardımcı kitaplar. Ben hepsini okurken çok keyif aldım, umarım siz de alırsınız. Sizin eklemek istedikleriniz varsa muhakkak yazın, çok memnun olurum.

1. Reminiscences of A Stock Operator by Edwin Lefevre
 Jesse Livermore adlı ünlü Amerikalı brokerın çocukluktan itibaren piyasalar ile olan hikayesini anlatıyor kitap. 1923'te yazılmış olmasına ramen anlatılanlar bugün piyasalarda hala geçerli. Kitap günümüzün konu ile ilgili başyapıtı kabul ediliyor. Dolayısıyla bende ilk sıraya bu kitabı koyuyorum.







2. Buffett: The Making of An American Capitalist by Roger Lowenstein
Warren Buffet'i bilmeyeniniz yoktur diye tahmin ediyorum. En azından benden birkaç kez duymuşsunuzdur. Bu kitap Amerika'nın en istikrarlı kazanan adamının (aynı zamanda en zenginlerden biri) piyasalara yaklaşımını anlatıyor. Jesse Livermore daha bir spekülatör gibi gözükürken Buffett uzun vadeli yatırımları ve şirket değeri odaklı, temel verilere dayandırdığı alım satımları ile yatırımcı olmayı amaçlayanlar için daha uygun bir rol model.





3. Market Wizards: Interviews with Top Traders by Jack D. Schwager
Kitap Amerika'da yaşayan gelmiş geçmiş en iyi kabul edilen traderlar ile yapılan röportajların toplamından oluşuyor. Traderlar enteresan adamlar ve hepsinin takip ettikleri dikkat ettikleri noktalar farklı ancak ortak bir noktaları var, hepsi kazanıyorlar. Yakın zamanda yenisi de çıkmış. 








4. Intelligent investor by Benjamin Graham:
İlk üç kitabı okuyup felsefe ve psikoloji olarak olayı anladıktan sonra yavaş yavaş işin matematiğine inmek istediğinizde iki temel yöntem var. Birincisi temel analiz, şirket finansal raporları ve genel ekonomik gidişata göre yorum yapılan daha uzun vadeli yatırımcılar için daha uygun olan bir yöntem. Graham Bu kitapta temel analizle ilgili hemen herşeyi çok net anlatıyor. Biraz fazla Amerika'dan örnekler içerdiği için ve epey uzun olduğu için sıkıcı gelebilir ancak mutlaka okunmalı. Warren Buffett temel analizin en iyi uygulayıcısı kabul edilir. Kendisi zaten Benjamin Graham(yazar)'ın öğrencisidir ve bu kitap için "okuduğum en iyi kitap" demiştir. Amazon'daki versiyonunda Buffett'in önyazısı mevcut.


5. Teknik Analiz Mi Dedin Hadi Canım Sende - Ali Perşembe
Birinci metoda temel analiz demiştik. İkinci ana metod ise teknik analizdir. Bu metod mevcut fiyatların bütün temel analiz yapılarak elde edilebilecek yorumları içinde barındırdığını dolayısıyla sadece fiyat hareketlerini takip ederek yorum yapılabileceğini söyler. Ali Perşembe 4 ciltlik serisinde konuyu, tarihini ve kullanılan araçları çok güzel ve basit bir dille anlatmış. Grafiklerden birşeyler anlamak isteyenlerinin okuması gereken faydalı bir seri.





6. Sermaye Piyasası Borsa Menkul Değerler - Muharrem Karslı
Muharrem Karslı Türkiye'de IMKB'nin kurucu başkanı. Kitap Türkiyede sermaye piyasası ve borsalar ile ilgili neredeyse sorabileceğiniz bütün sorulara cevap niteliğinde yazılmış. Dolayısıyla biraz uzun ve zaman zaman sıkıcı, tamamını okumaktansa kütüphanede bulundurup merak ettikçe bakmak daha mantıklı. Tam bir bilgi kaynağı.






Bunlar dışıda başka listeler görmek isterseniz, aşağıdaki linklere bakabilirsiniz.
- Forbes: Best Books on Investing.
- Beginnerinvest.about .com: Top 10 Investment books.
- Investopedia: Top 5 Investment books for Young Investors.
- CNNMoney: BEst Books for Beginning Investors.


Gerçek Mühendis-2: Ali İhsan İlkbahar

    Geçtiğimiz günlerde Ford Otosan'ın Çağdaş Düşünce Topluluğu ile beraber organize ettiği "Kökler" konulu söyleşiye katıldım. Konuşmacı Ali İhsan İlkbahar, dinleyenler ise başta genel müdür ve yardımcıları olmak üzere çoğunlukla Ford Otosan çalışanlarıydı.

    Konunun "kökler" olarak seçilmesi enteresandı. Şirketlerin ağaçlara benzediğinden ve büyüyebilmek için köklerinden beslenmeleri gerektiğinden bahsedildi. Ali İhsan İlkbahar "kök" kavramının içini gerçek anlamda dolduruyor, kendisi 53 yıllık Otosan tarihinin 48 yıllık bölümünde mühendis, müdür, genel müdür ve yönetim kurulu üyeliği görevlerinde bulunmuş "gerçek bir mühendis". Hakkında daha ayrıntılı bilgi ve yaptığı diğer görevleri öğrenmek için  İTÜ de yaptığı yerli oto üretmek ile ilgili konuşmayı izleyebilirsiniz.  Videodaki konuşmasında dikkatinizi çekmesi gereken başka bir detay, 30 dakikalık konuşması boyunca sadece veriye dayalı ve hep yeni şeyler söyleyebilmiş olmasıdır ki bana göre kolay bir iş değildir.

    Söyleşiye dönecek olursak, çocukluk yılları ve Otosan'a ilk giriş hikayesiyle başladı. Otosan yıllarına geçmeden önce  Prof. Shoji Shiba'nın şirketler için kurguladığı 3 tip gelişime şeklinden bahsetti. Buna göre şirketler belli bir süre sonra zıplama yapamazlarsa ciro ve karlılık olarak düşüş periyoduna giriyorlar(en sağdaki grafik), girmemek için ise Shiba'nın breakthrough diye adlandırdığı ekstra bir çabaya ihtiyaçları var. Breakthrough 3 şekilde olabiliyor.
1. Yeni bir ürün
2. Yeni bir pazarlama stratejisi
3. Yeni bir proses

    Ali İhsan Bey Otosan yıllarını işte bu konsept üzerinden kendine göre belirlediği Otosan Breakthrough'ları ile anlattı. Bunlar,
1. Anadol'un üretilmesi. 1966 (Yeni bir ürün)
2. 1972-1976 Derlenip Toparlanma Yılları (Yeni proses)
3. İnönü Fabrikasının Kurulması. 1978-1982(Yeni ürün, Yeni Proses, Yeni Pazar)
4. Taunus Projesi (Yeni Ürün)
5. Transit Connect ve Kocaeli Fabrikasının Kurulması ( Yeni Ürün, Yeni Pazarlama Stratejisi) idi.
Son olarak ta bütün bunları Shiba'nın tavsiyesine uymak için değil mecburiyetten yaptıklarının altını çizdi.

    Ayrıca Otosan'ın geleceği için de önemli değerlendirmelerde bulundu Ali İhsan Bey:

- Kendisi Connect'in İspanya'ya kaptırılmasına çok kızmış. (Duvar Kağıdı Otosan Kocaeli fabrikası olan bir kişi için Connect'in anlamı büyük olsa gerek.)
- Yeni (daha küçük ticari araç) model için para "kazandırmaz, araç nekadar küçük olursa okadar az para kazanırsınız" dedi.
- Bundan sonra başarının şirketlerin sahip olduğu patent sayısıyla ölçüleceğini, mühendislik becerilerinin Ford Otosan için çok daha önemli hale geleceğini söyledi.
- Dizayn kabiliyetinin yükseltilmesi gerektiğini belirtti.
- Sadece Türkiye pazarı ile büyümenin mümkün olmayacağını dolayısı ile ihracat ağırlıklı üretim için strateji oluşturulması gerekliliğini hatırlattı.

    Otosan Gölcük Fabrikası yanında bulunan Koç Vakfı Misafirhanesindeki gecenin tek kötü tarafı 2,5 saatlik eve (Eskişehir'e) dönüş yolculuğuydu. Çok basit canlı yayın yöntemleriyle bizim bu söyleşiyi Eskişehir'den canlı olarak izleyebileceğimizi, Ali İhsan Bey hafif körelen yenilik hevesimizi tekrar canlandırdığında, dönüş yolunda farkettik.

    Bir ufak detay: Ali İhsan bey'in Oğlu Alper İlkbahar ABD Sandisk firmasında Vice President, 3D Memory Group olarak görev yapıyor ve kendine ait 20 adet patenti olduğunu da Ali İhsan Bey den öğrendik. Böyle babaya böyle çocuk yakışırdı zaten. Ancak Ali İhsan Bey "İki çocuğumda malesef ABD'ye hizmet ediyor" diyerek rahatsızlığını belirtmeden geçmedi.


Girişimci Baybars Altuntaş ve Girişimci Angutyus



      
 İşte size iki farklı girişimcilik hikayesi. Gerçek girişimcilerin nasıl insanlar olduğunu, nelere değer verdiklerini nelere vermediklerini, hayata nasıl baktıklarını anlamak için bu iki kitap beraber okunmalı :)

Baybars Altuntaş, çocukluğundan beri kafasının satış a yönelik çalıştığından, herkes okurken kendisinin Alman franchising yetkilisine faks çektiğinden ve üniversite hayatı boyunca yaşadığı girişimcilik maceralarından ve sonrasında Obama'nın davetine kadar uzanan maceralardan bahsetmiş kitabında.

Bambaşka bir ortam ve bambaşka bir zamanda Angutyus, kendi "girişimcilik" hikayesinden bahsediyor Bir Apaçi Masalında. Yazar Angutyus, ailesinin okumasını istemesine ramen nasıl garsonluk vs yapmaya başladığını, güney sahillerde turistik mekanlarda neler yaptığını ve sonrasında bağlantılar kurarak birkaç kızın peşinden nasıl Avrupaya gittiğinden bahsediyor kitabında.

Birçok ortak noktaları var aslında ancak ben birkaç tanesini sıralayayım.
- İkisi de sonrasını düşünmeden o an fırsatı görüp işe koyulanlardan.
- İkisi de hedef sadece para kazanmak değil aynı zamanda kendilerini geliştirmek yeni şeyler yapmak.
- İkisinin hayatında da diğer insanlar önemli ancak kendileri kadar önemli değil.
- İkisinin de insan ilişkileri kuvvetli.
- İkisi de kendini övmeyi seviyor.
- İki kitap ta en iyiler listeme giremiyor.

Angutyus'un kitabı biraz daha akıcı daha keyifli ve enteresan bir hikaye, Altuntaş'ta ise iş hayatına dönük tavsiyeler vs var. Ben olsam Pazar sabahı Angutyus okur, akşama kadar gezip tozduktan sonra akşam P.tesiye hazırlık olarak Altuntaş ın kitabını okurdum.  İki kitabı bir arada okuyunca gerçek girişimcinin profili daha net çıkıyor ortaya. Yoksa olay girişimcilik kitaplarında anlatılanlar değil bana kalırsa :)


Borsada Haftaya Bakış 23.01.2012

Geçtiğimiz haftaya 51,700' den başlayan imkb100 endeksi en düşük 51,500 en yüksek 55,050 seviyelerini görerek haftayı 54,900 seviyesinden kapattı. Geçtiğimiz hafta için verdiğim 55,000 değeri yukarıda direnç olarak işlevini geçtiğimiz hafta olduğu gibi bu hafta başlangıcında da yerine getiriyor.

Hafta boyunca süren yükselişte Yunanistan'da kreditörlerle hükümetin borç silme kousunda anlaştıkları haberi Perşembe ve Cuma günü etkisini gösterdi. Hafta başında Fransa İspanya İtalya gibi faiz oranları daha önce yükselmiş olan ülkelerin tahvil ihalelerinde faizlerin düşük kalması çıkışı başlatan unsur oldu.

Genel Durum

- Ralliye ramen hisse senedi ve tahvillerden yabancı çıkışı olması yükseliş beklentilerini sınırladı.
- ABD'de bilançolar açıklanmaya devam ediyor. En son Morgan Stanley zarar açıklamıştı, Bank of America ise ciddi bir kar açıkladı. Ancak genel olarak bir QE3 beklentisi var, bu da kırılganlıkların bitmediğine işaret ediyor.
- Yunanistan da "saç traşı" nın %70 lere varacağı söyleniyordu, hafta içinde anlaşma haberi geldi ancak sonradan yalanlandı. Heyetin Yunanistan'dan ayrıldığı haberi haftasonu geldi.
- Geçtüğimiz hafta başlayan iyimser havanın nekadar süreceğine dair Erda Gerçek in güzel bir yazısı var.
- Avrupa ülkelerinden Fransa İspanya ve İtalya başarılı tahvil ihaleleri düzenleyerek en son faiz oranlarının altında bir faizle borçlanma gerçekleştirdiler. Özellikle bu haber geçen haftaki yükselişte etkili oldu.

Teknik Analiz


 Yukarıdaki günlük imkb 100 grafikte görüldüğü gibi önemli bir direnç seviyesini test ediyoruz (55,000 seviyesi) burası aynı zmanda imkb 100 imkb 30 ve vob için 100 günlük hareketli ortalamaların olduğu bölge, tepki gelmesi çok büyük ihtimal ancak hala tepki gelmemiş olması da ciddi bir çıkış yönlü iradeyi gösteriyor.
Yukarı kırılması durumunda orta vadeli trend değişimi açısından da önemli olacak.

Yukarıda 55,500; 57,000 ve en yukarıda 60,000 önemli direnç noktaları. Bu bölgeden aşağı dönmemiz durumunda ise aşağıdaki saatlik grafikte daha net görülen  54,300 , 53,700 , 52,500 ve en aşağıda 51,000 seviyeleri önemli destek noktaları. Olası bir düşüşün tepki değil de dönüş hareketi olarak algılanması için 52,500 seviyesinin aşağı geçilmesi gerekiyor.


Sonuç

Bu yükselişi bende çoğu kişi gibi beklemiyordum ancak geçen hafta son olarak yazdığım "herkes kriz deyip hiçbirşey olmuyorsa durup düşünmek gerekir" kısmı bir ihtimal olarak akıllardaydı. Bu hafta 55,000 in hangi tarafında kapatacağımız önemli olacak.

Henüz krizi oluşturan sebepler tam olarak çözülmüş değil ancak yatırımcılar Ab nin herhangi bir bankayı veya ülkeyi batırmayacağı güvencesini görmüş ve buna dönük yatırım kararları almaya başlamış olabilir. Bu yükselişin devam edeceği anlamına gelir ancak ben bu risklerin Hantal AB bürokrasisi göz önüne alındığında henüz ortadan kalkmadığını düşünüyorum.

Not: Yukarıda yazılanlar yatırım tavsiyesi kesinlikle değildir.

Kitap: Benden Sonra Devam - Akın Öngör


Akın Öngör 1991-2000 yılları arasında Garanti Bankası Genel Müdürlüğünü yapmış ülkenin önde gelen bankacılarından birisi. 2010 yılında çıkardığı kitapta yönetici adaylarına 9 yıllık genel müdürlüğü döneminde başından geçenleri anlatarak gençlere başarının "ipuçlarını" vermeyi amaçlamış.

Kitapta neyi nasıl yapılacağını anlatmak yerine Akın Bey bol bol hayata geçirdiği projeleri, kendi uygulama tarzını anlatmış ve okuyanın bunlardan dersler çıkarmasını sağlamış ki eğitici kitaplara göre çok daha başarılı bir yöntem olduğunu düşünüyorum. 
Sadece başarıları değil kriz zamanlarını ve belli başlı yaşanan yönetim krizlerini de paylaşmış kitapta. Mesela birtanesi, 12 milyon dolarlık bir hazine zararıyla ilgili, bir başkası Ayhan Şahenk'in Yıllık raporda GM yazısını görmesi ve sonrasında gelişen olaylar ile ilgili.

Patronla ilişkileri, devletle ilişkileri, yurtdışında bankayı tanıtmak için yaptığı çalışmalar, çalışma arkadaşlarıyla ilişkileri, yönetim anlayışı, teknolojiye verdiği önem gibi birçok konuyla ilgili bol bol anılar paylaşmış ancak burda hoşuma giden birtanesini sizlerle de paylaşmak istiyorum.

Bu hikaye aynı zamanda kitabın nasıl bir beynin ürünü olduğunu da ortaya koyuyor.(s: 95)

"... İlginç bir örnek de 1998 senesinde yine Londra' da oldu. Management Center Europe yüzlerce bankacıya verdiği konferansta "ilişki bankacılığı" konusunda beni konuşmacı yapmıştı. Westminster 'da Queen Elizabeth II Kongre Merkezi salonlarındaki konferans için güzel bir sunum hazırlamıştık.. Önce "ilke kültürü ile ilişki kültürü farkını" anlatıp ardından bankacılıkta müşteri ile ilişki bankacılığından bahsedecektim. Sayısı 150 kişiden fazla olan katılımcılar da "Nereden çıktı şimdi bu Türk?" diye düşünüyor olmalıydılar. Büyük kısmı mutlaka önyargı sahibiydi... Onları şaşırtmam, ilgilerini toplamam gerekliydi. Garanti Teknoloji'den destek için gelen uzman arkadaş gerekli hazırlığı bitirdikten sonra kendisine 4'üncü slayttan sonra beni cep telefonumdan aramasını istedim. Hayretle yüzüme bakmış, bu isteğime bir anlam verememişti... ama onu sıkı sıkı tembihledim.

Sunum başlayarak kültürler arası farkı anlatırken usulca cep telefonumu açarak podyuma mikrofonun yanına koydum... derken 4'üncü slaytta "zırrr!" telefonum çaldı. Beni kınayan, hayret dolu bakışlar arasında herkesten özür dileyerek telefonu açıp kürsüde konuşmaya başladım...İzleyenler "gelişmekte olan ülke bankacısı" adına, yani benim adıma utanç duyuyor gibiydiler... İngilizce olarak "Evet efendim benim... Sayın başbakanım saygılar efendim... evet... yurtdışındayım ama buyurun efendim... yakınınız mı... nerede, hangi görevi istiyor... tamam efendim hemen yapıyoruz..." diye devam ederken birden büyük alkış koptuç Benim bir kurguyla onlara kişisel ilişki kültürünü anlatmaya çalıştığımı anlamışlardı... Alkışlar uzun sürmüştü: dikkatleri toplamayı başarmıştım... Sunum güzel devam etmiş ve başarıyla sonuçlanmıştı. ..."

Keyifle okuğum birbaşka kısım ise GM olduktan belli bir süre sonra Patron Ayhan Şahenk ile kendi maaşını müzakere edişi. Bir amerikan atasözü olan "Hak ettiğinizi değil müzakere ettiğinizi alırsınız.." deyişi ile özetlemiş bu süreci. (s:231). 

Kitap tabiki okuduğum en iyi kitaplar listesine aşağı sıralardan da olsa girdi. Herkese tavsiye ederim. 

Borsada Haftaya Bakış 16.01.2012


Yeni yılın ikinci haftasına 50,500 den başlayan imkb100 endeksi en düşük 49,250, en yüksek 52,800 görerek haftayı 51,500 den kapattı. Böylece 49,500 - 48,000 seviyesindeki destek 3. kez de çalışmış oldu ve oradan hızla ve yabancı alımlarıyla 53,000'i zorladı. Ancak Cuma günü S&P den geen Avrupadaki not kırılma haberlerinden sonra Avrupa borsalarıyla beraber imkb de de hızlı bir geri çekilme oldu.

Genel Durum

-Geçtiğimiz hafta gelen en önemli haber Cuma günü S&P nin not indirimleri oldu. Bunun EFSF (avrupa kurtarma fonu) in kredi notuna da etkisi olacağı böylece fonun daha kurulmada güvenilirliğini yitirmiş olacağı ihtimalleri konuşulmaya başlandı.
- İtalya ve diğer borç sorunu yaşayan ülkeler ile ilgili Mauldin'in yazısını okumakta fayda var. (Uzun diye okumak istemeyenler sadece en alttaki figurlere baksın 2012 Mart'a kadar neden kritik olduğunu anlayacaktır)
- Bunun dışında JP Morgan'ın karının geçen yıla ve analist beklentilerine göre düşük gelmesi de karlılık açısından sıkıntılara işaret olarak algılandı.
- Hafta başında Amerika'da Alcoa'nın bilançosu zarar etmiş olsada  satışlardaki artışla dünya ekonomisi için iyi sinyaller vermişti.
- İçeride Merkez Bankası Çarşambadan itibaren normal günlere geri dönüldüğünü gistermek için faiz 5.75 ten haftalık repo ihalesi açtı.
- Borsada hafta boyunca yabancı payının artışı (%62.00 dan 62.54'e geldi) ve genel olarak ülkeye fon girişini gözledik.

Teknik Analiz



Üstte 2009 dan bu yana günlük grafikte de görüldüğü gibi ve haftalardır yazdığım gibi imkb100 için 49,000 seviyesi çok önemli bir destek seviyesi. Bu nedenle 3. seferde de aşağı kırılmadı ve tepki yaşadık. Aşağı yönde bir kırılım olması durumunda üstteki yuvarlakta görüldüğü gibi sert bir kırılma gerçekleşebilir ancak henüz bir kırılma işareti yok. Buradan yukarı dönmesi açısından özellikle 52,500 ve sonrasında 55,000 çok önemli direnç seviyeleri.

Alttaki saatlik ve daha yakın vadeyi gösteren grafikte ise bu haftanın önemli seviyeleri görülüyor. 52,500 ün yukarı geçilmesi durumunda 54,000 ve 55,000 önemli dirençler olarak önümüze çıkacak. Aşağıda ise 51,000 çok önemli bir destek seviyesi haline geldi buranın aşağı geçilmesi durumunda 49,500-50,000 destekleri kritik olacak. En aşağıda ise üstteki grafikte de görülen 45,000 seviyesi önemli bir destek olarak bekliyor.

Sonuç

Önümüzde 2011 12 aylık bilançoları ve 2012 birinci çeyrek bilançolarının açıklanacağı aynı zamanda da Avrupanın ve Türkiye'nin çok büyük borç ödemeleri yapacağı bir 3 ay var. Bu süreçte volatilite her zamankiden biraz daha fazla olacaktır ancak ben yukarı yönlü ihtimalleri daha düşük gördüğümü haftalardır yazıyorum. Son not indirimleri zaten bekleniyordu dense de borsada bir satış yaratması mümkün, özellikle EFSF'in kredi notu düşürülüp güvenilirliği sorgulanmaya başlarsa Avrupa en başa dönmüş olacak ve Mauldin 'in şu raporunda da okuyacağınız gibi zorlu bir 2012 özellikle mart-nisan ayları bizi bekliyor olacak.

51,000 altında bu hafta kalınırsa daha aşağılar gelebilecektir, 52,500 üstü bir kapanış ise kısa vadede 55,000 in tekrar denenmesine yol açabilir ama yükselişin kalıcı olabilmesi için 55,000 den geçen 100 günlük Hareketli ortalamanın yukarı kırılmasını beklemek gerekir. Herşeye ramen herkes kriz demeye başladığında hala birşey olmuyorsa biraz düşünmek gerekir, yabancı alımlarının devamının gelip gelmeyeceğini takip etmekte fayda var.

Not: Yukarıdakiler kendi görüşümdür, yatırım tavsiyesi değildir.

Mühendis - İşletmeci

Eskiden maillerde daha çok dolaşırdı böyle yazılar. Mail paylaşımlar önemli bir meseleydi. O dönemlerden kalma bir mail aşağıdaki. 


Geçenlerde biryerlerde bir yazı okumuştum. Dünyada herkes birşeyler yapıyor ama esas insanlığı her alanda bir adım ileri götüren her alandaki mühendislerdir mealinde bir yazıydı. Komik bir örneği olduğu için paylamak istedim:


Üç İşletmeci ve üç Mühendis iş icabı trenle bir seyahate çıkacaklardır. Tren garında üç işletmeci üç bilet aldığı halde, mühendisler yalnızca bir tane alırlar. İşletmeciler bunun sebebini sorduklarındaysa, 'Bekleyin ve görün' derler. Trene binerler,bir süre sonra üç mühendis kalkıp beraberce tuvalete gider. Kondüktor gelir, üç
işletmeciden üç bileti aldıktan sonra tuvaletin kapısını çalar,'biletiniz lütfen' der. Mühendislerden biri eliyle bileti dışarı uzatır.

İşletmeciler de bunu görürler. Artık taktiği kapmışlardır. Dönüş zamanı gelmiştir,yine gardalardır.İşletmeciler gidip bir bilet alırlar. Bakarlar mühendisler bu sefer hiç bilet almıyor, şaşkınlıkla yine sebebini sorarlar, 'Bekleyin ve görün'der yine mühendisler. Yolculuk başlar. İşletmeciler beraberce kalkıp tuvalete giderler, ardından da mühendisler de karşısındaki tuvalete. Kondüktorun gelmesine yakın,mühendislerden biri dışarı çıkar, karşıdaki tuvaletin kapısını tıklatıp 'biletiniz lütfen' der. Açılan kapıdan bir el bileti uzatır. Bileti alan mühendis diğer tuvalete geri girer.

Borsada Haftaya Bakış 09.01.2012

Yılın ilk haftasına 51300 seviyesinden başlayan imkb100, en düşük 50,000 , en yüksek 53,000  görerek haftayı 50,200 seviyesinden kapattı. 2011'in son haftası için yazdığım yılsonu rallisi, ralli olamasa bile alışıldığı üzere yılın ilk günlerinde tek günlük bir yükseliş ile 53000 görülmesiyle tamamlanmış oldu ve borsalar yeni yıl yeni karlar diyerek haftayı en düşüğe yakın kapattı. İlk haftaki bu düşüşte yılsonu bilançolarının artık tamamen fiyatlara yansıtıldığı beklentisinin ve yeni yılın ilk çeyrek bilançolarının beklenenden kötü gelebileceği düşüncesinin etkili olduğunu düşünüyorum.


Genel Durum


- Geçtiğimiz hafta içeride gelen en önemli haber finanstrend de yayınlanan ve aslında bilinen bir durum olan kredi faizlerindeki artışın boyutu ile ilgili idi. Aralıkta 100.000 kredi alan bir kişi 2011 başına göre 17.000 tl daha fazla faiz ödeyecek diyor haber kısaca. Buna büyük konut şirketlerinin 2012 için arzı daha da artırma veya en azından kısmama yönündeki haberler ile beraber bakmak gerektiği kanaatindeyim. Ozaman konutta 2012 için ortaya ciddi bir arz fazlası çıkacağını kestirmek çok zor olmuyor.
- Yine içeride siyasi bir gerginlik te mevcut ancak bunun ekonomiye direkt yansıması pek görülmüyor.
- Merkez bankası, Başçı'nın piyasalara müdahale şekli de dolarda belirsizlik yaratıyor ve yatırım ortamını kötü etkiliyor.


- Dışarıda ise İran'a ABD nin uygulanmasını istediği ambargo AB ülkelerini, özellikle italyayı zor durumda bırakacağı için pek kabul görmüyor.
- Kredi derecelendirme kuruluşları bazı AB ülkelerinin notunun 2012 nin ilk aylarında güncellenebileceğini belirtmişti, bunun etkileri hala borsalarda mevcut.
- Hala Euro'nun dağılabileceğine dair endişeler devam ediyor. 
- Bir yandan da ABD den gelen iyi verilerin yeterli olmadığı ve eninde sonunda yeni bir parasal gevşeme daha gerekeceği konuşuluyor. Böyle bir durum daha 2009 da da olduğu gibi borsalara ciddi bir alım dalgası olarak yansıyacaktır.


Teknik Analiz


 Genelde borsadaki sıkışmalar max 15-20 gün sürüyor ve bir yöne kırılım yaşandıktan sonra o yönde min. %5-10 luk bir hareket oluyor. Son 20 gündür 51,000- 53,000 bandına sıkışan imkb100 endeksi, cuma günü bu bandı aşağı yönlü kırdı.




Yukarıda imkb100 saatlik grafiğinde de görüldüğü gibi orta vadeli düşüş trendini gösteren aşağı yönlü sarı ve kırmızı çizgiler sonunda 51,000 deki desteğin kırılmasıyla birkez daha çalışmış oldu ve endeksi daha aşağılara götürebilecek hareketi başlattı.  Yılın ikinci haftasında, 51,000-53,000 bandının kırılmasından dolayı aşağı yönlü hareket devam edebilir. Aşağıdaki daha eskilere giden saatlik grafikte endeksin daha önce sarı ve kırmızı düşüş trendlerine birçok kez dokunup hep aşağı yönlü deam ettiği net görülüyor, buda düşüş trendinin devam ettiğinin teyidini veriyor.  Yukarı yönlü tepkilerde ise ilk aşamada 51,000 in yukarı geçilmesi beklenmeli.




 Aşağıdaki uzun vadeyi gösteren günlük imkb100 grafiğinde ise 2010 yükselişi ve sonrasında 2011 in tamamı görülüyor. Grafikte görülen belirgin destek noktaları daha önce denenen 48,000 ve daha aşağıda da 45,000. Bu seviyelere kadar düşüşün sürmesi beklenebilir.



Sonuç


Geçtiğimiz haftalarda denenen ve geçilemeyen 48,500-48,000 desteğinin bu hafta imkb100 de birkez daha denenebileceğini düşünüyorum. Bu 3üncü deneme olacağından biraz daha dikkatle izlenmeli, buradan tekrar dönerse yukarıda 51,000 önemli bir direnç noktası.


Yılbaşının geçmesi ile beraber yavaş yavaş borsalarda düşen hacim tekrar artıyor ve gerçek yön konusunda daha belirgin bir görünüm çıkıyor. Yüksek hacimle 48,000 in aşağı geçilmesi durumunda düşüş bir miktar daha sürecektir, hacimsiz bir aşağı gidiş olursa yukarıda 51,000 ler düşüşün teyidi için tekrar denenebilecektir.


Hisse senetleri yavaş yavaş ta olsa güzel alım yerlerine geliyor. 2012'nin alım için iyi bir fırsat vereceğini umuyorum. 


Herkese iyi yıllar




Not1: Son yazımda bahsettiğim gibi yeni yılla beraber imkb100 yorumları yapmaya başladım. Vob'daki destek ve dirençler de imkb deki hareketlere paralel hareket ettiğinden vob yorumları yazmayacağım bundan sonra. Ancak buradaki imkb yorumları Vob için bir yön veriyor diye düşünüyorum.


Not2: Yazdıklarım tamamen kendi görüşüm kesinlikle tavsiye değildir. 

Amazon Türkiye'ye Göz Kırpıyor

Türkiyede e-ticaret ile ilgili sürekli yeni gelişmeler oluyor, sektörün nekadar hareketli olduğunu bende takip ettiğim bazı sektörün içinden insanların yazılarında takip etmeye çalışıyorum.

Geçenlerde bir arkadaşım , Amazon.com'un ciceksepeti.com'a azınlık payı alarak ortak oldğu haberini verdi, aynı zamanda haber webrazzi.com da da duyurulmuştu.

MBA deki Corporate Finance giriş dersinde yeni bir proje hazırlayıp finansal incelemesini yapmamız istenmişti ve bizde grup olarak, Amazon'un Avrupa'da İngiltere Fransa ve Almanya'dan sonra 4. ülke olarak İtalya'ya girişini konu alan bir proje hazırlamıştık (Ozaman daha Italya ve Ispanya operasyonları başlamamıştı). Ozamanlar Türkiye'ninde güçlü bir alternatif olabileceği aklıma gelmiş ancak gruba Türkiye'deki potansiyeli anlatmaya çalışmak vs zor geldiği için herkesin daha iyi bildiği (bilmekten ziyade önyarıgları daha olumlu olan) İtalya'yı yaptık. Giriş modeli de Italyanın en büyük e-ticaret sitesi eprice.it i satın almaktı.

Amazon.com Türkiye'ye geldiyse  aslında neyin geldiğini daha net görmek için basitçe birkaç rakama bakalım.
Amazon.com,
- ABD, Kanada, Japonya, Çin, İngiltere, Almanya, Fransa, İspanya ve İtalya da faaliyet gösteriyor.
- Dünya çapında 52,000 den fazla çalışanı var.
- Son açıklanan cirosu 43.5 milyar dolar.
- Borsa değeri 80 milyar dolar.

Sadece karşılaştırmak için Koç Holding'in Otomotiv Grubuna bakarsanız. ( Amazon.com ile hiçbir alakası yok ama sadece büyüklüğü karşılaştırmak için ve elimde şuan onun bilgileri var olduğu için :) )
- Ford Otosan, Tofaş, Otokoç ve Zer şirketlerinden oluşuyor. Türkiye'nin en büyük denilenotomotiv sektöründe iç pazar üretiminin %52 sini, ihracatının %50 sini, iç pazar satışlarının ise  %30 unu gerçekleştiriyor.
- Toplam 22,000 çalışanı var
- 2011 cirosu 21 milyar TL, yaklaşık 11.5 milyar dolar.

Yani Amazon.com epey büyük.

Çiçeksepeti.com'a yatırım yaptığına göre belliki Türkiye pazarını yakından tanımak istiyor. İyice öğrendiğine inandığında burada da operasyona başlayacaktır ve genelde Amazon Avrupa'da da, ABD de olduğu gibi, satınalmalarla büyüyor. (Avrupadan satın aldığı bazı örneklere şuradan bakabilirsiniz.)

Demem o ki Türkiye'de e-commerce işine yatırım yapma niyetim olsa, Amazon'un bir-iki-üç yıl içinde satın alabileceği bir dikey siteye yatırım yapmayı tercih ederdim.

Amazonun daha önce ABD ve Avrupada satın aldığı giyim, indirim [2], designer collection, çocuk ürünleri [2][3], şampuan satan, güzellik ürünleri satan, petshop, ürün tanıtımı yapan, sadece bayanlara yönelik e-ticaret yapan, DVD kiralama sektöründe, özellikle kitap ve e,kitap satan sitelerini inceleyerek ne yapmanız gerektiğine dair kafanızda birşeyler oluşturabilirsiniz.





Neden çocuk giyim mağazaları açmak gerekli?


Kemal Ege'yle (kardeşimdir kendisi 5 yaşında)vakit geçirdiğim nadir zamanlarda aklıma gelen bu soruyu sonunda oturup araştırdım ve aslında hiç yeni olmayan ve birçok firmanın yıllar önce farkına vardığı bazı gerçekleri öğrenmiş oldum. Aradan da bu yazı çıktı. Başlayalım.

Bebek ve çocuk giyim hadisesi son 5-6 yılın modası, hazır giyim sektörünün büyümesinden çok daha hızlı büyüyor ve Bursa'da son 6 yıldır sadece bu konuda bir fuar bile düzenleniyor.
Neden?
Çünkü hem çok çocuk yapıyoruz, hemde herkesin gelir seviyesi arttı, ve parayı bulunca önce çocuğa harcıyoruz.

Biraz daha açık olmak gerekirse, son 5 yılda kişi başı milli gelir $3,000 dan $10,000 a çıkmış, Capital dergisinde yapılan araştırmada [1] orta sınıf olarak tabir edilen kesim 2005-2010 arası %15 artmış ve toplamda 33.3 milyon kişi olmuş.  Orta sınıfın da 3 kademesi var alt-orta, orta-orta ve üst-orta olmak üzere. Bunlardan orta-orta ve üst-orta esas harcayan kesim ve en heyecan verici nokta da burası!
Son 5 yılda alt-orta dan orta-orta ya geçen kişi sayısı 7 milyonu bulmuş toplamda ise 17 milyona ulaşmış, üst orta sınıf ise 2010'da 2005'e göre neredeyse 3'e katlanmış ve 5.4 milyon olmuş.

İnsanlar para görünce ilk çocuklarına harcıyorlar haliyle, bu da tekstilde cocuk sektörünün inanılmaz büyümesine neden olmuş. Daha enteresanı, çocuk giyim sektörü krizde en az etkilenen sektör olmasıyla da tekstilcilerin dikkatini çekmiş.

Yetmez!
Daha da çok çocuk giyim mağazası açmak gerek. Niye mi? Çünkü yeni çocuklar yolda :).

Bakalım,

- Türkiyede annelerin doğurma yaşı 2001 de 26.2'den 2010 da 27.2'ye gelmiş.
- Grafikte de görüldüğü gibi en çok doğum yapılan yaş aralığı  2009'da %32 ile 25-29 yaş arası.
- Toplam Kadın nüfusun medyan yaşı 2000 de 25.3 iken, 2010 da 29.8 e yükselmiş.
- Yine grafikte, şehirleşme ile beraber gelen, doğum yaşının 20-24 aralığından 30-34 aralığına doğru hızla kayışı da net görülüyor.
- Ortalama çocuk sayısı 2001'de 2.37 den 2010 da 2.03 e düşmüş ancak hala dünya ortalamasının çok üzerinde.
- Ülke genelinde köy nüfusu artmazken şehir nüfusu, nüfus artışının(2010 da %0.15) iki katı bir hızla (yaklaşık %0.3) artıyor.
- 0-14 yaş arası nüfus 22 milyon kişi ve artmaya devam ediyor. Bunların 9 milyonu 10-14 yaş arasında.
Türkiye’de çocuk ürünleri için harcanan para, kayıt dışıyla birlikte yılda 12 milyar doları buluyor.[2]
- Çocuklar 9-14 yaş arasında marka olgusunun farkına varıyor ve bu harcamalarını artırıyor. [3]

ABD de bir baby boomer dönemi vardır, 1946-64 arasında doğanlara denir. Türkiye'de de son 10 yıldır biz buna benzer bir süreç yaşıyoruz işte. Zaten ülkenin geleceğini parlak görmelerinin sebeplerinden birisi de bu yeni gelen nüfus ve birkaç 10 yıl sürecek doğal (ekonomik) büyüme.

Dahası,

- Pazarda kimler var?
- Kar marjı nedir?
- Bir franchise kaça maloluyor?
- Çocuk giyim dükkanı için en uygun iller hangileri?
Bu gibi soruları da cevaplandırmak gerekiyor tabii bu genel bakışın ardından ancak bunlar blog yazısını ve beni aşan, ücretli danışmanlık sınıfına giriyor takdir edersiniz. :)

Tabi bunu çok önceden görmüş birçok firma var ve yenileri de açılıyor. Eğer bir franchise işine girmek istiyorsanız bence aklınızda bulunması gereken bir alan kesinlikle. Özellikle internetten alışveriş yapan kesimin kadınlar ve bir kısım çocuklu kadınlar olduğunu düşünürseniz bu işi e-commerce halinde yapmayı da düşünmek mantıklı olabilir.

 Kaynaklar
1- Capital Aralık 2011 sayısı, sayfa 162.
2- http://www.bursaekonomi.com.tr/default.asp?page=newsopen.asp&opennews=2038&qmshow=281
3- http://www.businessweek.com.tr/general/sonsayi.asp?cN=176&contID=3501
- Nüfus verileri Türkiye İstatistik Kurumu websitesinden alınma.
- Çocukların başka ne ihtiyacı var diye düşünmeye başladıysanız hürriyetin şu haberi de ilginizi çekebilir.